21. Yüzyıl Vatandaşı olmak – Aysun Güneş

0
23

Aysun Güneş

Akademisyen – Tech-Mom

21. Yüzyıl Vatandaşı olmak

Siz uzaktan eğitim, eğitim teknolojileri gibi konular üzerine çalışıyorsunuz. Şimdi tüm çocuklar uzaktan eğitim süreci yaşıyor. Bunun avantajları-dezavantajları nedir? Bu süreci daha verimli hale getirmek için ebeveynlere neler önerirsiniz?

Öncelikle bu soruyu hem bir uzaktan eğitim uzmanı hem de bu süreci anne olarak deneyimleyen bir ebeveyn olarak cevaplandırmak istiyorum. Uzaktan eğitim şu anda tüm dünyada eğitimcilerin bir anda geçirildiği ve hızlıca öğrenip adapte olmalarının beklendiği bir öğrenme şekli oluverdi. Ancak hâlihazırda yüz yüze eğitim konusunda eğitimlerini almış ve bu alanda uzmanlaşmış öğretmenlerin uzaktan eğitimdeki ilk günlerinde bocalamaları gayet beklenen bir şeydi. Çünkü öncelikle uzaktan eğitimin hitap ettiği kitle yetişkinler ancak küçük yaş grupları için de uygulanabilen uzaktan eğitim derslerinde tasarımın doğru yapılması en önemli unsur. Yani öğretmenlerin birçoğu yüz yüze dersteki performanslarının aynısını ZOOM üzerinden yaptıkları dersler ile gösterdiklerinde eğitimin de ayn işlevlilikle uygulanabileceğini düşünüyor. Fakat unutulan şu ki senkron ve asenkron öğrenme ortamlarında öğrenenin dikkat süresi yüz yüze ortamlara göre oldukça azdır. Bu az dikkat süresini olabildiğince canlı tutabilmek için de ders tasarımcılarının uzaktan eğitimle verilecek dersleri tasarlarken öğrenme ortamını da göz önünde bulundurmaları gerekir. Biraz daha açmak gerekirse sınıfta dikkat dağıtıcılar sınırlı olabilirken internet ortamında ders alan öğrencinin dikkati her türlü bildirimle dağılabilir, ya da konu ile ilgili araştırma yaparken nette başka konulara kayabilir. Bunları engellemek adına öncelikle uzaktan eğitim dersleri EBA’da yapılan gibi 10’ar dakikalık kısa süreli dersler olmalı (bit-sized learning) ve devamındaki çalışmalar öğrenciye bırakılmalı ve dersler daha flipped learning yani ters-yüz öğrenme şekline evrilmelidir. Öğretmen konu anlatım videoları ile çocukları besleyip online derslerde konu ile ilgili sorulara odaklanabilir.

Açık ve uzaktan eğitimin avantaj ve dezavantajlarından bahsedecek olursak en büyük avantajının öğrenenlerin öğrenme malzemelerine istedikleri zaman ve istedikleri yerden istedikleri formda (e-book, video, canlı ders vb.) ulaşabilir olmalarını sayabiliriz. Malum bu aralar dünyada yaşanan Korona salgını eğitimin uzaktan verilmesi gerekliliğini ortaya çıkardı ve iyi uygulamalar uzaktan eğitimin ne denli başarılı bir öğrenme yöntemi olduğunu bizler gösterdi

Ancak yukarıda da belirttiğim gibi iyi tasarlanmamış öğrenme ortamları beklenenin aksine çok kötü bir etki yaratabilir ve öğrencilerin iyice öğrenmeden uzaklaşmasına da neden olabilir. Bu noktada iyi yetiştirilmiş uzaktan eğitim ve eğitim teknolojileri uzmanlarının kurumların bünyesinde yer alıyor olması o kurumlar için kurtarıcı nitelikte.

Bir ebeveyn olarak ise uzaktan eğitim günlerinde özellikle küçük çocukları olanların işlerinin birkaç kat daha arttığını söyleyebilirim. Çünkü uzaktan öğrenme genel anlamda otonom öğrenmeyi gerektiren bir öğrenme şekli ancak alt yaş gruplarında öğrenme dış güdülenme ile gerçekleşir. Bu bağlamda bizlerin anlayışlı ve sabırlı olmamız çok önemli. Özellikle bazı özel kurumların sabah 9 öğlen 15 arası ders işlediklerini görünce çok şaşırdığımı da belirtmek isterim. Keşke kurumlar biraz uzman görüşü alsalar

Dijital vatandaşlık eğitimi nedir? Kapsamında neler vardır? Bu eğitimin alınması gerekli midir?

Dijital vatandaşlık konusu oldukça önemli bir konu. Özellikle günümüzde her şeyin dijitalleştiğini düşünecek olursak bu konuda farkındalık kazanmanın ne denli önemli olduğunu anlayabiliriz. Çipli kimlikler, çevrimiçi işlemler, bir e-mail hesabına duyulan ihtiyaç, çevrimiçi ortamlarda güvenle işlemlerimizi yapabilmek… İşte tüm bunlar ve daha niceleri teknoloji çağında vatandaş olmanın beraberinde getirdikleri. İçinde bulunduğumuz 21. yüzyılda, teknolojinin ve internetin bu denli hayatımıza girmesiyle birlikte bireylerin çağdaş, demokratik, modern ve güvenli bir yaşam sürebilmelerinin gerekliliği olarak gösterilen vatandaşlık eğitimi ülkemizde de önem verilen bir konu haline gelmiştir. Bu konuda benim Anadolu Üniversitesi Akadema sisteminde “21. Yüzyıl Vatandaşı Olmak” isimli “Sosyal Bilimler” kategorisi altında bir dersim bulunmaktadır. Dileyen herkes bu dersi ücretsiz bir şekilde alıp aşağıdaki konularda bilgiler edinebilirler:

21. Yüzyıl vatandaşı kimdir ve teknoloji çağında vatandaşlık neden yeniden tanımlanmalıdır?

Dijital okuryazarlık nedir?

21. Yüzyıl vatandaşı çevrimiçi ortamlarda güvende olmak için neler yapmalı?

Dijital kimlik nedir?

Adres: http://akadema.anadolu.edu.tr

Dijitalin aşırı   kullanımından zihnimizde nasibini alıyor. Bugünün en önemli para birimi konsantrasyon. İnsanlardan isteyeceğimiz en zor şey bir konu üzerine dikkatlerini yoğunlaştırmak. Yapılan araştırmalara göre bir konuya en fazla 8 saniye dikkatimizi verebiliyoruz.  Dijital demans nedir? Çocukların dijital belleğini geliştirmek için neler yapmamız gerekir?

Dijital demans konusu Instagram’daki paylaşımımda da oldukça dikkat çeken bir konu olmuştur. Öncelikle bu konuya başlamadan Demans nedir sorusuna cevap verebiliriz. Demans özellikle 60 yaş ve üstü gruplarda görülen unutkanlık ve konsantrasyon yetersizliğine verilen isim. Ancak teknolojinin oldukça fazla kullanılması ve hayatımızın merkezinde yer almasından dolayı pek çok genç de günümüzde dijital demans ile mücadele etmektedir. Akıllı telefon, bilgisayar, internet ve teknolojik aletlerin aşırı kullanımına bağlı olarak gençlerde dijital demans vakalarının artış gösterdiği sağlık otoriteleri tarafından da sıkça dile getirilmekte. Birçoğumuz eskiden telefon numaralarını, önemli günleri ya da randevularımızı hafızamızda tutmaya çalışırken şimdi telefonlara ve tabletlere kaydetmeye başladık. Bunu yaparken de yakın belleği kullanma oranımız azaldı. Bunun sonucu olarak birçok şeyi hatırlamakta zorluk yaşıyoruz ve telefonumuz elimizde olmadığında tüm işlerimiz aksayacakmış hissine kapılıyoruz. Nomofobinin yani telefonsuz kalma korkusunun beslediği dijital demans yani dijital unutkanlık maalesef zaman zaman birçoğumuzun daha tehlikesiz miktarlarda deneyimlediği bir durum haline geldi. Bu durumu minimize etmek için fiziksel ve sanatsal aktiviteleri hayatımıza daha çok dahil etmemiz gerekmektedir. Ayrıca kitap okumak da bu sürecin engellenmesinde oldukça etkili bir yöntem.

Çocuklarımızda dijital belleğin gelişmesi için özellikle not tutma alışkanlığını geliştirmeli (kağıt-kalemle), bolca sanatsal ve fiziksel aktivitelere yönlendirmeli ve kitap okumaları konusunda teşvik etmeliyiz. Öyle ki son zamanlarda eğitimcilerin en çok şikayet ettikleri konuların başında çocukların dikkat dağınıklığı gelmektedir. Bunun önüne geçebilmek için ekran süresi sınırlamaları ve ebeveyn yönlendirmeleri oldukça büyük önem taşımaktadır.

Pek çok anne babanın ortak endişesi “Çocuğum interneti benden daha iyi bilirken, bu dünyada onu nasıl koruyacağım?” Bu konuda ebeveynler kendini nasıl rahatlatmalı?

En sık karşılaştığım sorulardan birisi bu cidden. Birçok ebeveyn kendini teknoloji konusunda yetersiz görürken, çocuklarının bu konudan zarar görmesi korkusuyla da mücadele ediyorlar. Öncelikle bu konuda ebeveynlerin yapacağı şey temel dijital yeterlilikler konusunda kendilerini geliştirmeleri. Ancak bu kodlama öğrensinler yazılım vb. öğrensinler değil, basit uygulama kullanımları, güvenlik ayarları vb. konularda farkındalık kazanmaları gerekmekte. Mesela ekran sınırı koymak için örneğin Ipad kullanan bir çocuğun ebeveyninin yapacaklarını öğrenmesi gerekir. Bu noktada çocuk annem-babam bilmiyor zaten rahatlığı ile hareket etmez ve ebeveyn de kontrolünde olan bir sınır ile kendini daha iyi hissedebilir. Ayrıca ebeveynler bu konu ile ilgili Facebook ve Instagram hesaplarını takip edebilir varsa belediyelerce verilen eğitimlere dahil olarak bilgi birikimini geliştirebilir. “Teknolojik Ebeveynler” hesabı ile birçok ebeveyne bu konuda destek olma şansını elde ettim, benim gibi bu konuda ebeveynleri bilgilendiren hesaplar aracılığı ile anne babalar daha güncel konularda son bilgileri edinebilirler.

Dijital dünyada çocuk yetiştirmeye çalışırken nelere dikkat edilmeli?

Bu soruya öncelikli cevabım mutlaka çocukları ile dijital dünyanın artılarını ve yaşanabilecek olası sorunları konuşsunlar. Bunu yaparken suçlamadan, bağırmadan aksine tatlılıkla ve anlayışlı bir şekilde konuşmalı ebeveynler. Doğru dijital kullanımla internetin bir bilgi ve eğlence kaynağı olabileceğini bilen çocuk yanlış kullanımlarda da yaşanabilecek büyük sorunlardan (taciz, bilgi hırsızlığı, zorbalık vb.) haberdar olmalıdır. Bu noktada ebeveynin öncelikle kendini eğitmesi çok önemlidir. Elimizde bulunan ve kullanımına adapte olduğumuz dijital teknolojiler, kolaylıkların yanı sıra riskleri de (zararlı içerikler, siber zorbalık, pornografi, cinsel içerikli mesajlar) beraberinde getirmektedir. Bu risklerden en çok etkilenebilecek grup çocuklardır ve onlardan birinci derecede sorumlu olan biz ebeveynlere bu noktada önemli sorumluluklar düşmektedir. Ebeveynler olarak anne babalar çocuklarını dijital teknolojilerden kaynaklanan risklerden korumak için dijital çağa ayak uydurmalıdır ve yaşam boyu öğrenenler olup çocuklarına örnek olmalıdırlar.

Korona karantinasında nelerin farkına daha iyi vardınız, öncelikleriniz değişti mi? Kendinizi izole ettiğiniz bu dönemde üretkenliğinizi neler yaparak besliyorsunuz?

Öncelikle bu süreçte hepimiz sağlığın her şeyden önemli olduğunun bir kez daha farkına vardık. Birçok lüks istek yerini temel ihtiyaçların karşılanması endişesine bıraktı. Sosyal medyayı iyi takip edenler herkesin evde ekmeğini dahi kendi üretmesi çabasında olduğunu gördü. Pırlantalar ya da lüks araçlar/kıyafetler evden dışarı çıkmadığımız bu süre zarfından önemini yitirdi. Bizler evde artık çocuklarımızla daha kaliteli zaman geçirebilme telaşına kapıldık. Üretkenliğimizi öncelikle kitap okuyarak mental boyutta gerçekleştiriyoruz, eskiden de okumaya önem veren bir aile olarak bu süre zarfında normalin üzerinde kitap okumaya çabalıyoruz. Ayrıca evde oğlumuzla oyunlar üretip onları her gün tekrar tekrar oynuyoruz. Mutfakta beraber zaman geçirmek, resim yapmak, dans etmek hem üretim tarafımızı geliştirdi hem de aile bağlarımızı. Ayrıca birey olarak bu sürede alanımla ilgili birçok programı deneyimleme ve birçok konuda Cousera, Edx ve Akadema gibi platformlardan aldığım ücretsiz derslerle de kendimi geliştirme şansı buldum. Örneğin Akadema da Korona virüsü ile ilgi bir ders vardı, çok severek takip ettim. Öğrenmenin yaşı yok felsefesini benimsemiş biri olarak beni bu süre öğrenme bakımından oldukça tatmin etti.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz